GDO Sonuçları

9 Kasım 2009 by B.Selçuk ÖKSÜZ
Leave a reply »
WP Greet Box icon
Merhaba! Selcukoksuz.com adresine hoş geldiniz. Eğer yeni iseniz ve içeriğimizi takip etmek isterseniz RSS Abonesi Olabilirsiniz.
Mailinize onay mesajı gönderilecektir. Cevaplamayı unutmayınız.

Tartışması Esnafı Vurdu, Domates ve Biber Satışları Yüzde 40 Düştü

GDO(Geneteiği Değiştirilmiş Organizmalar) hayatımız içerisindeyken ve bunları bazı markalarla tüketirken birden bire hortladı tabiri caizse. GDO diye bir çoğumuzun şuan için itiraz ettiği maddeler yurt dışı markalı kimi ürünlerin içerisinde yıllardırvardı zaten. Ama şuan için olan Türkiyede ki doğal mamül yetiştiren çifçide GDO lu gıda satıyormuş muamelesi görmeye başladı.

Peki bu GDO nedir ve geçimişi nereye dayanır diye sorarsanız kısa bir özet geçeyim;

İnsanlar, tarıma başladığından beri yetiştirdileri bitki ve hayvanlara istedikleri özellikleri kazandırmaya çalışıyor. ’Yetiştirmek’, yapay bitkilerin özelliklerine müdahale ederek onları daha verimli hale sokmak olarak tanımlanıyor.

Bir başka değişle bitkilere müdahale tarımın başlangıcından itibaren söz konusu. Ancak bu müdahale bitkilerin doğrudan genleri üzerinden olmamıştı. Bilimin gelişmesiyle 1980’lerden sonra bu da mümkün oldu.

Gördüğünüz gibi 1980 lere kadar giden bu GDO gelişimi uzun zamandır bizlerle birlikte.

______

Tarım Bakanlığı’nın Yönetmelik Çalışmasıyla Gündemin İlk Sıralarına Oturan Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (Gdo) Esnafı Vurdu. Esnaf ve Sanatkarlar Derneği Başkanı Mahmut Çelikuş, “Birbiri Ardına Yapılan Farklı Açıklamalar Tüketicinin Kafasını Karıştırırken, Üreticimizin ve Esnafımızın Bir Anda Satışlarının Yüzde 40 Gerilemesine Neden Oldu.

Konuyla ilgili açıklama yapan Çelikuş, gündemdeki belirsizliğin esnafa bir zulüm olduğunu dile getirdi. Bu belirsizliğin bir an önce netleştirilmesini isteyen Çelikuş, “Bizim için birinci derecede öncelikli olan elbette ki insanlarımızın sağlığıdır. Bu nedenle GDO ürünlerin öncelikle sağlığa uygun olup olmadığı kesinleştirilmelidir.” diye konuştu.

Genetiği değiştirilmiş gıdaların turfanda gıdalar üzerinde yoğunlaşmasının sera üreticilerini zor durumda bıraktığına işaret eden Çelikuş, “Sera Yatırımcılar ve Üreticiler Birliği Başkanı Hasan Şentürk, tartışmaların özellikle domates ve biber satışlarında 1 haftada yüzde 40 düşüşe neden olduğunu belirtmesi de durumun vahametini bir kez daha ortaya koymaktadır.” şeklinde konuştu. Çelikuş, en kısa zamanda bu soruna da bir çözüm yolu bulunmalı ve medyadaki bilgi kirliliğinin giderilmesini istedi.

_____

Yorum sizlerin…

Yazar Hakkında

Bilgisayarla yaşamayı bir tarz olarak benimsemiş, teknoloji ile tamamen içli dışlı bir; web tasarımcı, yazılımcı, donanımcı, blog yazarı ve bilgisayar mühendisidir.

B.Selçuk ÖKSÜZ
B.Selçuk ÖKSÜZ kullanıcısının tüm yazıları.
Advertisement

Bu Yazıyı Beğendiniz Mi?

1

1 comment

  1. Mac_Admin dedi ki:

    GDO ÜRÜNLERİ SAĞLIĞIMIZI NASIL ETKİLER?

    GDO’lu ürünlerin temel sakıncalarından biri de insan sağlığına karşı olumsuz etkileri. Uzmanlara göre, sağlık riskleri şunlar; antibiyotiklere karşı dayanıklılık oluşması, gıda olarak kullanımda insan ve hayvanda toksik ya da allerjik etki yapması, doğrudan alım durumunda insan ve hayvan bünyesindeki mikroorganizmalarla birleşme ihtimali.

    GDO’lu ürünlerin oluşturduğu sağlık risklerini doğrulayan bilimsel araştırmalara her geçen gün bir yenisi daha ekleniyor. Örneğin, Brezilya fındığının bir genine sahip olan transgenik soya fasulyesi, fındığa alerjisi olanlarda alerjiye neden oluyor.

    Rowett Enstitüsü’nde çalışan Arpad Pusztaria’nın son deneyleri GDO’larla ilgili yeni kuşkular ortaya çıkardı. Sözü edilen çalışmada, genetik yapısı değiştirilmiş patateslerin fareler için toksik olduğu, bağışıklık sisteminde bozukluklar, viral enfeksiyonlar gibi birçok etkileri olduğu ortaya çıktı. Genetiği değiştirilmemiş patateslerle beslenen fareler gayet sağlıklıydı. Sonraki deneyler toksikliğin gen transferi yöntemiyle ilgili olduğunu ortaya çıkardı.

    Bir başka deney, besinler yoluyla aldığımız yabancı DNA’nın hücrelerimize taşınabileceğini ortaya çıkardı. Yakın zamana kadar DNA’nın bağırsaklarımızda sindirilebileceği düşünülüyordu. Ancak deneyler durumun aksini kanıtladı. Bakteriyel bir virüsün DNA’larıyla beslenen farelerde bağırsak boyunca yaşayabilen ve kana karışabilen büyük virüs DNA’sı parçaları bulundu. Alınan DNA’lar lökositlerde, dalak ve karaciğer hücrelerinde de görüldü ve virüs DNA’sının fare genomuna yerleştiği kanıtlandı. Hamile farelere yedirilen virüs DNA’sı, ceninin ve yeni doğmuş yavruların hücrelerine geçtiği de belirlendi.

Bir Cevap Yazın

Sizin Yorumunuz Nedir?

%d blogcu bunu beğendi:
Gizlilik Hakları